Köylünün Yaşamı

Doğalı 45 sene olmuştu. Şih hoh! sesi ile başlayan hayatı yıllardır hemen hemen aynı devam etmişti. Gökteki adamın emirlerini sorgusuz sualsiz yerine getirdiği için bir çok iş kolunda uzmanlaşmıştı. Yaşıtlarından itaat etmeyenler çığlık çığlığa sebepsiz yere öldükleri için zaten başka seçeneği yoktu. Krallığın ihtiyaçlarına göre bir gün bina inşa ederken diğer gün oduncu oluyor, taş kalmadığında ise elinde kazma taş kazmaya gönderiliyordu. Yiyecek kalmadığında etkilenmiyordu. Çünkü yiyecek sadece yeni doğacaklar içindi. Yıllardır süregelen savaştan bıkmış olsa da başka insanlarla konuşamadığı için onların fikirlerinden habersizdi. Fakat haline şükrediyordu. Ne kadar zor şartlarda çağlar boyu köle gibi çalıştırılsa da en azından hayattaydı. Uvvah! sesi ile yaratılan savaşçılardan savaşa gidenlerin ülkeye geri döndüğünü görmemişti. Bazı şeyler elbette mantıksız geliyordu. Fakat kendi kendine giden mancınıkları gördükten sonra bazı şeyleri olduğu gibi kabul etmeye başlamıştı. Son zamanlarda içinde her şey bitecekmiş gibi bir his vardı. Gökteki adamın yüz ifadesi değişmiş sağa sola sinirle emirler yolluyordu. Sürekli genç savaşçılar yaratılıp savaş bölgesine gönderiliyordu. En başta özel birlikler gönderilirken şimdi sadece piyade gönderilmeye başlanmıştı. Kaynaklar azalmış, krallığın sınırları daralmıştı. Birden uzakta bir atlı belirdi. Zırhı güneş gibi parlıyordu. Sonra arkasındaki diğer atlıları gördü. Şehir merkezinde çan çalınmaya başlanmıştı. Bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Hemen elindekileri bırakıp koşmaya başladı. Fakat artık çok geçti. Atlılar ona yetişmek üzereydi. Son bir umut başını göğe kaldırdı fakat gördüğü şey üzerine şok olmuştu. Gökteki adam yerinde yoktu. Son hızla gelen bir atlının kılıç darbesi ile Hiyauuuh! diye bağırarak son nefesini verdi.

Yorumlar